| Abbasiler |
|
Abbasiler, Bağdad şehrini merkez olarak seçtiler, devlet hizmetlerini geliştirdiler. Hicrî 132 yılında başlayan idareleri 656 senesine kadar devam etti. Bu zaman içerisinde 37 halife geldi geçti. Abbasi halifeleri içerisinden Ebû Cafer Mansur ve Harun Reşid devirleri parlak geçmiştir. Harun Reşid zamanında Abbasiler en şanlı devirlerini yaşamışlar; İslâm Orduları Hindistan'dan Atlas Okyanusu'na, Kafkaslar'dan Orta Afrika'ya kadar fetihler yapmışlardır. Müslümanların bu hali Avrupalı devletlerin dikkatini çekmiş, krallar ile halife arasında elçiler gelip gitmiştir. Harun Reşid'in Kral Şarlman'a gönderdiği bir çalar saati, ilk defa gören Avrupalılar çok hayret etmişlerdir. Bu halifelerden sonra idarede yavaş yavaş zayıflık meydana gelmiş, bazı vilâyetler kendi başlarına devlet olmuşlardır. Fas ve Cezayir'de ayrı idareler kurulmuş, Mısır'da Fâtımîler Devleti ortaya çıkmıştır. Emeviler soyundan Abdurrahman b. Muaviye ise daha ilk zamanlarda, İspanya'da Endülüs Emevi Devletini kurmuştur. Emevilerden Hazreti Muaviye zamanında fethedilip de halkı İslâm Dinini kabul etmiş olan Türkistan, gittikçe gelişti. Türkler de Abbasi Devleti içerisinde büyük değer kazandılar, din hizmetinde bulundular. Abbasiler'den sonra birçok devletler kurdular. Bunlardan; Afganistan'da kurulan Gazneliler Devleti gibi, bazıları dünyanın en büyük hükümetleri olmuş, Sultan Mahmud gibi yiğit hükümdarlar yetiştirmiştir. Abbasiler'den Sonra.... Abbasi Devleti'nin zayıflaması sırasında ve parçalanmasından sonra, İslâm memleketlerinde küçüklü büyüklü bir çok devletler kuruldu. Bu devletlere "Tavâif-i Mülûk" adı verilir. Tamamına yakın kısmını Türklerin kurduğu bu devletlerin sayısı otuzdan fazladır. İçlerinde en mühimleri Gazneliler, Harzemşahlılar, Kirmanşahlar, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Kölemenler, Eyyubîler, Selçuklular, Cengiz ve Timur Hanlıkları'dır. Bunlar arasında, Türk beylerinden Tuğrul Bey'in kurduğu Selçuklu Devleti çok mühimdi. Tuğrul Bey'in oğlu Alparslan ve onun oğlu Melikşah zamanlarında, dünyada bunlardan büyük devlet yoktu. Anadolu'yu da fetheden Selçuklular, sonradan bir kaç parçaya bölündü. Eski kuvvetleri kalmadı. Moğol Saldırısı ve Haçlı Savaşları Tavâif-i Mülûk denilen devletlerin tamamına yakın kısmı, İslâm Dinine büyük hizmetlerde bulunmuşlardır. Ancak içlerinden birkaçının verdiği zararlar da büyüktür. Cengiz Han'ın idaresindeki Moğollar ve o zaman henüz cahillik içerisinde bulunan bazı Tatar kabileleri, İslâm memleketlerine saldırmışlar, geçtikleri yerleri çiğneyip harap etmişler, milyonlarca Müslümanı öldürerek ortalığı kan denizine çevirmişlerdir. Diğer taraftan Avrupalı Hıristiyanlar da Kudüs'ü Müslümanların elinden almak bahanesiyle büyük ordularla savaşa çıktılar. "Haçlı Savaşları" diye anılan bu saldırılar, Müslüman Türk Devletlerinin büyük çabaları ile geri püskürtüldü. Mısır ve Suriye taraflarında hükümdarlık yapan Selâhaddin Eyyubî'nin kahramanca çarpışmaları ve İslâm ülkelerini büyük bir tehlikeden kurtarması, tarihte şanlı bir yer tutar. Hıristiyanlar, papaların çabalarıyla yedi defa düzenledikleri bu Haçlı Savaşları sırasında, İslâm ülkelerinden götürdükleri yenilikleri memleketlerinde uyguladılar. Böylece Avrupa'da medeniyetin gelişmesine Müslümanlar sebep oldu. Hıristiyanların yaşayışları çok değişti. İspanya'da kurulan ve Avrupa'da İslâmı yaymaya çalışan, Endülüs Emevîler Devleti de yavaş yavaş çökmeye başladı. Gırnata'dan başka Müslümanların elinde bir yer kalmadı. Sonra buraları da İspanyollar, ele geçirdi. İslam medeniyeti adına ne varsa herşey yakıp yıkıldı. Bütün müslümanlar katledildi. Müslümanların fethi sırasında yapılanlarla tam bir tezat teşkil eden bu hali tarih kitapları ibretle kaydetmektedirler. Endülüs Devleti böyle son buldu. |
